Japonya'da İş Yapmak

Bir golf topu üretim şirketi, Japonya’da uygun satın alma için golf toplarını dörtlü paketler halinde paketledi. Ne yazık ki, bu ölümcül bir hataydı, çünkü Japonca’da “dört” kelimesi “ölüm” kelimesine benziyor ve bu nedenle uğursuz olarak kabul ediliyor. Tahmin edebileceğiniz gibi ürün başarılı olmadı.


Japonya’da iş yaparken tüm ölüm sembollerine dikkat edin. Kimono giymeyi seviyorsanız, sol tarafı sağ tarafın üzerine sardığınızdan emin olun. Aksi takdirde gömülmek istediğinizi ima edeceksiniz.

  • Japonya’nın resmi adı, Japonya anlamına gelen Nihon veya Nippon’dur.
  • Japonya’nın resmi bir dili yoktur, ancak ulusal dil Japoncadır.
  • Başkent ve en büyük şehir Tokyo’dur.
  • Nüfus 126 milyon olarak tahmin ediliyor.

İş Zekası

  • Bağlantılar Japonya’da çok faydalıdır, ancak bağlantılarınızı dikkatli seçin. İlişki kuracağınız kişi ile seviyeniz aynı olsun.
  • Japon iş adamları, profesyonel geçmişiniz ve nitelikleriniz hakkında mümkün olduğunca çok şey öğrenmek isteyeceklerdir.
  • Müzakerelerin genellikle derin bir ciddiyet atmosferi vardır. Başarılı olmak için, ürününüzün Japon meslektaşlarınızın refahını ve itibarını nasıl artırabileceğini açıklamalısınız.
  • Japonlar sözlü anlaşmaları yazılı anlaşmalara tercih ederler ve belgeleri imzalarken baskı altına alınmamalıdır.
  • Kararlar sadece grup içinde alınır. Yabancılar, karar alma sürecinde etkili olabilmeleri için önce gruptan kabul görmelidir.
  • Asya’daki güçlü çağdaş iş rekabeti nedeniyle, eski ‘telaşsız’ Japon müzakere süreci kavramı artık geçerli değildir. Kararlar hızlı ve verimli bir şekilde alınır.

Selamlar

  • Eğilmek (‘ojigi’) birini selamlamanın, ‘üzgünüm’ demenin veya hatta bir iyilik istemenin bir yolu olabilir. Bu basit jest, batılı bir girişimcinin potansiyel bir Japon müşteriyle ilişki kurmasına yardımcı olmak için çok işe yarayabilir.Eğilmenin derinliği muadilinizin durumuna bağlıdır. Sizden daha yüksek statüye sahip bir kişiye boyun eğdiğinizde, saygı göstermek için o kişiden biraz daha düşük eğilin.

  • Davet edilmedikçe Japon mevkidaşınıza ilk adıyla hitap etmeyin. ‘Bay’ veya ‘Bayan’ başlıklarını kullanın veya soyadlarına ‘san’ ekleyin; örneğin, Bayan Imai “Imai san” olacak şekilde.

Konuşma Sanatı

  • Bir kişinin ailesi hakkında bilgi almak, aldığınız misafirperverliği ve Japon tarihini övmek iyi sohbet konularıdır.

  • Maaşınız, eğitiminiz ve aile hayatınızla ilgili kişisel soruların sorulmasını bekleyin.

  • Niyetin ciddi olduğu durumlarda özür dileyin ve Japonya’da kibar kabul edildiği için sık sık minnettarlığınızı ifade edin .

  • Suçlamalardan veya doğrudan retlerden kaçının. 2. Dünya Savaşı ve şaka yapmaktan kaçınılmalıdır.

  • Söylediğiniz her şey ciddiye alınacaktır. “Bu beni öldürüyor!” Gibi açıklamalar veya “Şaka yapıyorsun!” gibi ifadelerden kaçınılmalıdır.

  • Sorularınızın cevabı “belki”, “muhtemelen” veya “düşünüyorum” ise, bu muhtemelen “evet” anlamına gelecektir. Ancak “bunu dikkate alacağım”, cevabının anlamı muhtemelen “hayır” olacaktır.

Vücut dili

  • İlk toplantıda ev sahibinize el uzatmayın. Birçok Japon nadiren el sıkışır.

  • Büyük el hareketleri, alışılmadık yüz ifadeleri veya dramatik hareketler kullanmayın. Japonlar elleriyle konuşmazlar. Bir Japon erkeğin sırtına veya omzuna asla vurmayın.

  • Amerikan ‘Tamam’ işareti (‘O’ şeklindeki başparmak ve işaret parmağı) Japonya’da ‘para’ anlamına gelir.

  • Kahkaha normalde eğlenceden çok utanç veya sıkıntıya işaret eder.

  • Rakipleriniz ve kendi çalışanlarınız dahil olmak üzere hiç kimse hakkında aşağılayıcı açıklamalar yapmayın.

İş toplantıları ve yemekler

  • Erkekler için kıyafet yönetmeliği ile ilgili olarak : Ekim-Nisan döneminde, beyaz gömlek ve hafif kravatlı koyu renkli takımlar (lacivert veya siyah) giyin; Mayıs’tan Eylül’e kadar gri bir takım elbise uygun olur.

  • Siyah takım elbise, beyaz gömlek ve siyah kravat giymeyin çünkü bu cenaze kıyafetidir.

  • Kadınlar için: Erkeklerde olduğu gibi daha kısa (veya arkaya bağlı) saçlar, pantolon takımları veya daha uzun etek takımları giyin.

  • Dakiklik esastır. Japonlar geç kalmanın kabalık olduğuna inanıyor.

  • Karşı tarafınızın kartvizitini aldıktan sonra, masaya yerleştirmeden önce dikkatlice inceleyerek gösteri yapın.

  • Meslek kuruluşlarına üyelik gibi bilgileri dahil etmek ayırt edici bir değerdir .

  • Şirketiniz daha eski, saygıdeğer bir kurum ise bu gerçeği sık sık belirtmek gerekir.

  • Hediye vermek , Japon iş protokolünün çok önemli bir parçasıdır. Vurgu, hediyenin içeriğinden ziyade ritüelin kendisidir.

  • Bir hediyeyi kabul etmeden önce iki kez mütevazı bir şekilde reddetmek kibarlıktır.

  • Kötü bir seçimin ‘yüzünü düşürmesini’ önlemek için hediyeler özel olarak açılır .

  • Bir hediye alırsanız, karşılık verdiğinizden emin olun. İkili hediyeler şanslı sayılır.

  • Aynı hediyeyi eşit olmayan rütbede iki veya daha fazla Japon’a teklif etmek ciddi bir hatadır.

-* Bir grup insanın huzurunda bir kişiye hediye teklif etmek ve bunu yapmamak da suçtur.

  • Yabancı, prestijli markalı ürünler, donmuş biftekler, kalem ve kurşun kalem setleri veya basit bir hatıra fotoğrafı iyi seçimlerdir .

-* Her türlü beyaz çiçekten kaçınılmalıdır. Bir şeyden dört veya dokuzunu vermek şanssız sayılır.

  • Cenaze bildirileri genellikle kırmızı renkte basıldığı için kırmızı Noel kartlarından da kaçınılmalıdır.

  • Bir karaoke barına davet edildiyseniz, şarkı söylemeniz beklenecektir. Uyumsuz olmanız önemli değil.

  • Bir yemeği bitirirken, yemeğin tadını çıkardığınızı belirtmek için tabağınıza küçük bir parça yiyecek bırakın. Erişte ve çayınızı höpürdetmek Japonya’da teşvik edilmektedir.

Diğer eğlenceli gerçekler

  • Japonya’nın %70’inden fazlası, 200’den fazla volkan dahil olmak üzere dağlardan oluşmaktadır.
  • Japonya’da dört farklı yazı sistemi vardır: Romaji, Katakana, Hiragana ve Kanji.
  • Japoncada “fazla çalışma nedeniyle ölüm” için bir kelime vardır. Adı " Karōshi (過労死)" dir.
1 Beğeni

Buraya yazılan ilk yorumda olumsuz bir eleştiride bulunacağım için özür dilerim. Biçim olarak okunaklı, göze hoş görünen bir yazı olmuş. Ancak içerikte çok bilgi yanlışı var. Anladığım kadarıyla yazının özgün hali Türkçe değil, başka dilden çevrilmiş. Çeviri sırasında da pek çok yanlışa düşülmüş. Örnek verecek olursak, “Yay (‘ojigi’) birini selamlamanın” kısmında, İngilizce “bow” kelimesi “eğilmek” yerine “yay” şeklinde çevrilmiş.

Aramada üst sıralarda çıkan bir sayfanız var. Büyük olasılıkla Türkçe konuşan birçok insanın okuduğu bir yer burası. Bu nedenle, yazının yeniden gözden geçirilmesi ve “Japonya’nın resmi adı, Japonya Eyaleti anlamına gelen Nihon veya Nippon’dur” gibi bilgi yanlışlarının düzeltilmesini temenni ediyor, bu yazıyı okuyan herkese güzel bir bahar diliyorum.

Size yardımı dokunmasını umarak, müsaadenizle, yukarıda verilmiş bilgilerden bir kısmının doğru olup olmadığını buraya yazmak istiyorum.

  • Ekim-Nisan döneminde, beyaz gömlek ve hafif kravatlı koyu renkli takımlar (lacivert veya siyah) giyin; Mayıs’tan Eylül’e kadar gri bir takım elbise uygun olur.
    (Bu bir kural değil, dünyanın her yerinde geçerli olan bir giyim tavsiyesi. Aynı şekilde gece davetlerine koyu renkli takımlarla gitmek, gündüz vakti ise daha açık renkleri tercih etmek tavsiye edilmektedir. Japonların giyim zevki, diğer pek çok millete göre daha seçkin olduğu için, Japonya’da giyiminize daha çok dikkat etmeniz, insanlar üzerinde daha iyi bir izlenim bırakmanızı sağlayacaktır.)

  • Siyah takım elbise, beyaz gömlek ve siyah kravat giymeyin çünkü bu cenaze kıyafetidir.
    (Yanlış. Cenazelerde böyle giyinmek yaygın olsa bile, iş görüşmesi mülakatına giden yeni mezunlar da beyaz gömlek üzerine siyah takım ve siyah kravat giyerler. Başka renkte takım ve kravat giymek lakayıtlık olarak karşılanacağından ve mülakatı düzenleyenlerin görüşünü etkileyebileceğinden siyah renk tercih edilir. Şayet tecrübeli bir profesyonelseniz, siyah takım ve kravat biraz ucuz kaçabilir.)

  • Kadınlar için: Erkeklerde olduğu gibi daha kısa (veya arkaya bağlı) saçlar, pantolon takımları veya daha uzun etek takımları giyin.
    (Resmi bir davette veya iş görüşmesinde saçların toplu olması önemli olmakla birlikte eteğin ne çok uzun ne çok kısa olması gerekiyor. Ortalama uzunlukta bir etek en makbul olan. Son yıllarda, iş ortamında pantolon giyen kadın sayısı da ciddi oranda arttı.)

  • Dakiklik esastır. Japonlar geç kalmanın kabalık olduğuna inanıyor.
    (Bu kesinlikle doğru. Mutlaka ama mutlaka dakik olun! Türklerin, İtalyanların, Hintlilerin de içinde olduğu pek çok milletin dakiklik konusunda kötü bir şöhreti var Japonya’da.)

  • Karşı tarafınızın kartvizitini aldıktan sonra, masaya yerleştirmeden önce dikkatlice inceleyerek gösteri yapın.
    (Yine çeviri mağduru olmuş bir ifade sanırım buradaki “gösteri yapın” kısmı. Bu görgü kuralı da her ülkede geçerlidir. Kartvizit alındıktan sonra mutlaka incelenir ve görüşmenin sonuna dek masanın üzerinde bırakılır.)

  • Meslek kuruluşlarına üyelik gibi bilgileri dahil etmek ayırt edici bir değerdir .
    (Bu cümle o kadar kötü çevrilmiş ki anlayamadım. Galiba, üyesi olduğunuz kurum ve kuruluşların adlarını kartvizitinize eklemek sizin diğerleri arasından ayırt edilmenizi sağlar, mı demek istenmiş?)

  • Şirketiniz daha eski, saygıdeğer bir kurum ise bu gerçeği sık sık belirtmek gerekir.
    (Sık sık değil, bir ya da en çok birkaç defa değinseniz yeterli olacaktır. Birçok Japon’a göre, kendi şirketinden abartılı bir övgüyle ve şevkle bahseden insanlar rahatsız edici ve mide bulandırıcıdır. Aynı şekilde, kendini, kendi ailesini, ülkesini veya memleketini aşırı öven insanlardan da uzak durulur. Sade ve alçakgönüllü olun.)

  • Hediye vermek , Japon iş protokolünün çok önemli bir parçasıdır. Vurgu, hediyenin içeriğinden ziyade ritüelin kendisidir.
    (Bu doğru. İş başvurusu mülakatları dışında hemen hemen tüm iş görüşmelerine hediyeyle gidilir. Hediye götürmemek ayıplanır. Özellikle iş bağlamanız gereken bir durumsa, mutlaka bir hediye götürmelisiniz. Adettendir.)

  • Bir hediyeyi kabul etmeden önce iki kez mütevazı bir şekilde reddetmek kibarlıktır.
    (Hayır, çoğu kez bir defa reddedilir. Özellikle iş görüşmesi için getirilen bir hediyeyse, reddetmeseniz bile olur. Zaten beklenen bir şeydir hediye getirilmesi. Teşekkür edip alırsınız. Türklerde yaygın olduğu gibi defalarca reddedip “Yok, lütfen Allah’ını seversen, vallahi kabul edemem” gibi laflar ederseniz gerçekten hediyeyi istemediğinizi zannedebilirler. Hediyeye kurt gibi saldırmadığınız, mütevazı olduğunuz sürece reddetme işini uzatmaya mecbur değilsiniz.

  • Kötü bir seçimin ‘yüzünü düşürmesini’ önlemek için hediyeler özel olarak açılır .
    (Bu eskiden böyleymiş ama günümüzde genellikle “Açabilir miyim?” diye sorulup açılıyor. Hayal kırıklığına uğratıcı bir hediye olsa bile tebessümünüzü bozmamalısınız. Bu da bence evrensel bir değerdir. Hediyeyi görüp yüzünüzü düşürürseniz karşınızdaki insan da çok üzülür sonuçta.)

  • Bir hediye alırsanız, karşılık verdiğinizden emin olun. İkili hediyeler şanslı sayılır.
    (Bu kesinlikle doğru. Hatta rahatsız edici bir düzeyde doğru. Arkadaşınızdan, tanıdığınızdan, dostunuzdan, hatta akrabanızdan bir hediye alırsanız karşılığını mutlaka vermeniz bekleniyor. Vermeseniz de olur ama adınız açgözlüye, kaba, saygısıza çıkar. İkili hediyenin şanslı sayılmasından ziyade, artık bir mecburiyet haline gelmiş hediyelere karşılık vermek.)

  • Aynı hediyeyi eşit olmayan rütbede iki veya daha fazla Japon’a teklif etmek ciddi bir hatadır.
    (Bu konuda bilgim yok ama genellikle bir hediye getirilir ve iş görüşmesinde en üst düzeydeki çalışana takdim edilir. Çoğu zaman şeker, çikolata türünden şeyler olur bu hediyeler. Görüşme bitince de tüm personele dağıtılır. Yani hediyelerin çoğu belli bir kişiye değil, şirkete getirilir zaten. Ayrıca belli bir şahsa özel hediye verirseniz, rüşvet gibi anlaşılabileceği için çok dikkatli olmalısınız. Hatta bazı şirketlerde şirket içi hediyeleşmek bile bu sebepten dolayı yasaklanmıştır. Zira Japonlar, yolsuzluk ve rüşvetten hiç hazzetmezler.)

  • Bir grup insanın huzurunda bir kişiye hediye teklif etmek ve bunu yapmamak da suçtur.
    (Burada da bir çeviri hatası görüyorum. Hediye teklif edip vermemek mi suçmuş? Anlamadım ki…)

  • Yabancı, prestijli markalı ürünler, donmuş biftekler, kalem ve kurşun kalem setleri veya basit bir hatıra fotoğrafı iyi seçimlerdir .
    (Evet. Az önce de söylediğim gibi, özellikle personele ya da en azından departman yöneticilerine dağıtılabilecek şekilde ayrı ayrı paketlenmiş yenilebilir ya da tüketilebilir cinsten hediyeler olursa iyi oluyor. Koliyle bira bile hediye eden gördüm; çok yaygın.)

  • Her türlü beyaz çiçekten kaçınılmalıdır. Bir şeyden dört veya dokuzunu vermek şanssız sayılır.
    (Kısmen doğru. Birçok beyaz çiçek, cenazelere götürülür. Bunların içinde nilüfer, zambak, kamelya gibi çiçekler vardır. Ama bu, Japon sevgilinize beyaz gül hediye edemeyeceğiniz ya da sevdiğiniz bir insana beyaz bir orkide veremeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Türkiye’de olduğu gibi Japonya’da da çiçeklerin dili vardır. O yüzden küçük bir araştırma yapmaya üşenmemek lazım böyle durumlarda. Sayı meselesine gelelim. Bu bilgi doğru. Dört, Japoncada ‘şi’ diye okunur. Ölüm de ‘şi’ diye okunur. Dokuz rakamının okunuşları ise ‘kyuu’ ve ‘ku’ olup bunlar acı çekmek anlamına gelen ‘kuruşii’ ve ‘kurou’ gibi sözcükleri anımsatır. Bu sebeple Japonya’da bilmem kaç lira doksan dokuz kuruş gibi fiyatlar pek görmezsiniz. Bilmem kaç lira seksen kuruş şeklinde ayarlanır genellikle. Tabii Japonya’da lira ve kuruş yok, yalnızca ‘yen’ var.)

  • Cenaze bildirileri genellikle kırmızı renkte basıldığı için kırmızı Noel kartlarından da kaçınılmalıdır.
    (Yok öyle bir şey. Cenaze kartları beyaz zemin üzerine siyah yazılı olur. Kırmızı Noel kartları da özellikle son yıllarda çok yaygın. Ayrıca kırmızı zarf içinde bayram ve yeni yıl harçlıkları da veriliyor. Kırmızı-beyaz zarflar kutlamaları, bayramları çağrıştırır. Kesinlikle kötü bir tarafı yok.)

  • Bir karaoke barına davet edildiyseniz, şarkı söylemeniz beklenecektir. Uyumsuz olmanız önemli değil.
    (Şarkı söylemek zorunda değilsiniz ama bir ortama gidip de sessiz ve sıkılmış gibi bir köşede oturmak çok ayıptır Japonya’da. Bir davete icabet ettiyseniz oranın atmosferine uyum sağlamalısınız. Ben bir köşede kendi dalgama bakayım diyemezsiniz. O yüzden muhabbet sizi açmasa bile iştirak etmelisiniz. Karaokede de şarkı söylerseniz iyi olur. Sesinizin çok güzel olmasına gerek yok. Şarkıyı bilen varsa desteğe gelecektir zaten kendi mikrofonuyla.)

  • Bir yemeği bitirirken, yemeğin tadını çıkardığınızı belirtmek için tabağınıza küçük bir parça yiyecek bırakın. Erişte ve çayınızı höpürdetmek Japonya’da teşvik edilmektedir.
    (Bunları kim uyduruyor, bilmiyorum gerçekten. Japonya’da tabaktaki son lokmaya kadar yemek, tek bir pirinç tanesi bile bırakmamak fevkalade takdir gören ve çok sevilen bir kişilik özelliğidir. Bu tabii aşırı yemek manasına gelmez. Üstelik, Türk milletini yakından tanıyan pek çok Japon arkadaşım, Türklerin sık sık tabağında yemek bırakan, lafa gelince “israf” etmenin ne denli kötü bir şey olduğunu söyledikleri halde yerken döküp saçan, özellikle çok ekmek kırıntısı döken ve yemeğini sonuna kadar bitirmeyen ya da sevmediği kısımlarını çatalıyla kenara ayıran insanlar olduklarını söylüyorlar. Bunu tabii, kibar oldukları için, açık açık insanların yüzüne karşı diyemiyorlar. Lütfen bir Japon’un karşısında yemek yiyorsanız yemeğinizi düzgünce bitirin, bırakmayın. Erişteyi de çayı da höpürdetmek teşvik edilmez. Yalnızca olağan karşılanır. Japon eriştesi sıcak suyun içinde geldiği için höpürdetmeden içmek zaten çok zordur. Ayrıca, özellikle kadınlar için, höpürdetmek pek hoş karşılanmıyor. Normal yiyebiliyorsanız, ille de höpürdeteceğim diye uğraşmanıza hiç lüzum yok yani.)

  • İlk toplantıda ev sahibinize el uzatmayın. Birçok Japon nadiren el sıkışır.
    (Evet, geleneksel olarak Japonya’da el sıkışmak yoktur ama iş ortamında artık herkes doğal karşılıyor el sıkışmayı. Hele hele yurt dışında çalışan bir Japon’sa, elinizi uzatmaktan çekinmeyin. Evrensel bir kural olarak, kadınlar ellerini uzatmadıkça erkeklerin el uzatmaması görgüdendir.)

  • Büyük el hareketleri, alışılmadık yüz ifadeleri veya dramatik hareketler kullanmayın. Japonlar elleriyle konuşmazlar. Bir Japon erkeğin sırtına veya omzuna asla vurmayın.
    (Jestlerinizden çok sesinize dikkat edin. Türkler, Japonlara göre çok daha yüksek sesle konuşuyorlar. Özellikle Japonya’da buna dikkat etmelisiniz. El hareketi kullanabilirsiniz ama küçültmeye çalışın. Yüzünüzü şekilden şekle sokabilirsiniz, çünkü Japonlar da aslında sık sık mimiğe başvurur. Mimikleri bizimkinden biraz daha farklıdır sadece ama onları taklit ederek öğrenebilirsiniz siz de. El şakası ya da sırt sıvazlama, omuza vurma gibi davranışlardan kaçınmak iyidir. Yurt dışı görmüş Japonlar fiziksel kontakt kurmaya yeltenebiliyor.)

  • Amerikan ‘Tamam’ işareti (‘O’ şeklindeki başparmak ve işaret parmağı) Japonya’da ‘para’ anlamına gelir.
    (Hayır, bizde eşcinsel erkek anlamına gelen, yani Amerikan ‘tamam’ işaretinin aşağı doğru olan versiyonu Japonya’da para anlamına geliyor. Amerikan ‘tamam’ işareti Japonya’da da ‘tamam’ demek. Okkee! diyorlar sonra da.)

  • Kahkaha normalde eğlenceden çok utanç veya sıkıntıya işaret eder.
    (Bu çok derin bir konu. Japon arkadaşımla daha geçen konuştuk bu mesele üzerine hatta. Utanma ve sıkılma halinde gergin gergin gülme var. Bir de gerçekten komik olduğunu düşündükleri için attıkları bir kahkaha var. Bu ikisi birbirinden çok farklı. İyi bir gözlemciyseniz arasındaki farkı anlarsınız zaten.)

  • Rakipleriniz ve kendi çalışanlarınız dahil olmak üzere hiç kimse hakkında aşağılayıcı açıklamalar yapmayın.
    (Bunu niye yapıyorsunuz zaten? Bunu hiçbir yerde, hiçbir durumda, hiç kimseye karşı yapmayın lütfen. Bunun Japonlukla değil, insanlıkla ilgisi var.)

1 Beğeni

Alakan ve olumlu eleştirilerin için teşekkür eder topluluğumuza her zaman katkılarını bekleriz. Düzenlemeler hemen yapılıyor :wink: Sevgiyle kal.

1 Beğeni